9 Ekim 2013 Çarşamba

NEDEN UYURUZ ?

   Neden Uyuruz?

  Uykunun amaçları kabaca iki teori grubu ile açıklanabilir: Restoratif
(yenileyici) ve evrimsel (uyumcul) teoriler. Restoratif teoriler uykuda yenilenme ve
onarım süreçleri olduğunu ileri sürer. Genel olarak NREM uykusunun bedeni, REM
uykusunun zihni yenilediği kabul edilir. NREM uykusu boyunca Growth hormon,
testosteron ve prolaktin salgılarında artışlar olur. Bellek konsolidasyonu (kabaca
günlük belleğin uzun dönemli kalıcı belleğe dönüştürülmesi) için ve özellikle
prosedural belleğin sağlıklı çalışması için REM uykusuna ihtiyaç vardır. Ayrıca bir
görev için aktive olan beyin bölgeleri REM uykusunda da aktive olur. Yani REM
uykusu yeni edinimlerle kazanılmış noronal bağlantıların sabitleştirilmesine aracı
olmaktadır. Restoratif teorinin zayıflıkları arasında uyku ihtiyacımızın gün içerisinde
çok aktif veya edilgen olmamız ile doğru ilişkili olmaması ve her zaman uykuya
ihtiyacımız olması ile özetlenebilir. Evrimsel teoriler uykunun zaman içerisinde
edinilmiş canlı kalmayı sağlayan uyumsal süreçler olduğunu, tehlikeli durum ya da
türlerle karşılaşmayı önlediğini ileri sürer. Ayrıca uyku enerji tasarrufu
sağlamaktadır. Bu teoriler birbirleriyle çatıştığı gibi birbirlerine destek olmakla
beraber henüz açıklayamadıkları çoktur. 1938 tarihinde 33 gün boyunca Kentucky’da
bir mağarada gerçekleştirilen, ABD bilim adamları Kleitman ve Richard son’un 24
saatlik uyku ve uyanıklık devrinin ışık ve sıcaklıktaki değişimler tarafından etkilenip
etkilenmediğinin araştırmasında Richard son vücudunu 28 saatlik (9 saat uyku 19
saat uyanıklık) ritme uyarlayabilmiştir. Total uyku derivasyonu (yoksunluğu) ya da dönemsel uyku derivasyonu çalışmaları önemli bilgiler sunmuştur.

  Bu çalışmaların sonunda beynin ve vücudun uykuya ihtiyacı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bir gecelik total uyku yoksunluğu sonrası gündüzleri mikro uyku denilen 1–2 saniyelik uyku ya da benzeri değişmiş bilinçlilik durumu epizotları görülür ki bu durumun tarih boyunca önemli kazalara yol açtığı ifade edilmiştir. 1963 yılında fareler üzerindeki bir deneyde yaklaşık 2 haftalık total uyku yoksunluğundan sonra bir hiper metabolizma tablosu ile hayvanlar olmuştur.

   Ancak insanlarda bu durum bildirilmemiştir. 1959 yılında bir
Amerikalı DJ 201 saatlik uykusuzluk sürdürmüş, ancak bunu çeşitli uyarıcılar
kullanarak başarmıştır. Daha sonra 17 yaşındaki Amerikalı bir genç 1963–64 yeni yılı
sırasında 264 saatlik (yaklaşık 11 gün) uykusuzluk ile rekor kırmıştır, ancak önceki
kişi gibi herhangi bir ilaç kullanmadan bunu yapmıştır. Sonuçta her iki erkek de
hırçınlıklar ve varsalılar yaşantılanmıştır. Daha sonraları tıbbi deneyler sırasında
ciddi olarak monitorize edilen hastalarda 10 günlük uykusuzluklar izlenmiş ve
herhangi bir ciddi tıbbi sorun gözlenmemiştirler. 1–2 günlük uyku sonrası deneklerin
fizyolojik işlevleri olağan şekline donmuştur. Bundan başka manik hastalar,
işkenceye maruz kalanlar ya da cephede savaşan askerler gibi kişilerde yaklaşık 4
günlük sorunsuz uykusuzluk bildirilmiştir.

  Çok nadir olarak görülen Mervan Sendromu diye bilinen bir klinik durumda kas seğirmeleri, ağrı, aşırı terleme, kilo kaybı, periyodik hallusinasyonlar ve şiddetli uyku kaybı gözlenir (agrypnia). Fransa da 27 yaşındaki bir erkekte bu sendrom bulunmuştur; hastanın aylardır
uyumadığı, bu surede kendisini uykulu veya yorgun hissetmediği, herhangi bir
mizaç, bellek ya da anksiyete belirtisi göstermediği ancak hemen hemen her gece 9–
11 arasında 20–60 dk lık çok canlı işitsel, görsel, koku ve soma statik (dokunma
şeklinde) hallusinatuar yaşantısı olduğu gibi parmak ve topuklarında çok şiddetli
ağrı ve vazokonstriksiyon olduğu görülmüştür. Bu tablonun sinir hücre ve
membranlarına özgü potasyum (K+) kanallarına karşı oluşan antikorlarla oluştuğu
düşünülmüştür. Bundan başka nadir bir rahatsızlık “Fatal Familial Insomnia”dır (FFI).
Bu otosomal dominant bir rahatsızlıktır.

 Yaklaşık 6–30 aylık bir uykusuzluk sonrası hasta olur. FFI büyük olasılıkla yanlış sınıflanmış bir rahatsızlıktır, uyku yoksunluğundan ziyade çoğul organ hasarının ardından kişi olur. Patolojik süreç talamus ve diğer beyin bölgelerinde yoğun atrofi, artmış sempatik aktivite,
hipertansiyon, ateş, tremor, stupor, kilo kaybı ve endokrin regülasyon kaybıdır.
Muhtemelen infeksiyoz beyin prion hastalıkları ile ilişki gibi görünmektedir. Uyku
surecindeki bozulmalar normal kişilerin ertesi günkü tüm zihinsel ve motor
aktivitelerini olumsuz etkiler. Yaklaşık 16–17 saatlik uyanıklığın ardından kişinin
zihinsel ve motor aktivitelerinin neredeyse 0.5 promil alkollü kişilere benzediği
gözlenmiştir. Reaksiyon zamanı uzar, algı sorunları olur, karmaşık motor beceriler bozulur.
Bozulmuş motor ve zihinsel becerilere ilaveten yüksek stres anksiyete, depresyon ve
gereksiz risk alma bildirilmiştir.

  REM uykusu baskılanan ancak NREM uykusuna izin verilen deney hayvanlarında yara iyileşmesi gecikmektedir. NREM döneminin evre 3 ve 4. de Growth hormon salgılanmasında artış olmaktadır. Growth hormon salgısındaki artışla protein sentezi artmakta, metabolizma yavaşlamakta, kardiyovaskuler sistem ve solunum sistemindeki fizyolojik aktivitelerde genel olarak azalma dikkati çekmektedir. Tüm bu değişmeler bedensel dinlenmeye, yenilenmeye
hizmet etmektedir. Derin uykunun yeterince uyunmadığı ya da deneysel olarak
ortadan kaldırıldığı durumlarda ise insanlar dinleneme diklerinden, sabah yorgun

kalktıklarından, yeni bir günün yükünü taşıyacak durumda olmadıklarından
yakınmaktadırlar.

   Uyku yoksunluğunun ağır olduğu olgularda herniler, kas fasia
yırtıkları gibi fiziksel eylemlerle ilişkili sorunlar daha sık bildirilmiştir. Obezite ve
uyku deprivasyonu arasında ilişki olduğunu ileriye suren araştırmacılar da vardır.
Uyku yoksunluğu growth hormonu baskılarken HPA aktivitesini arttırır. HPA genel
olarak strese yanıt olarak beslenme, immun sistem, mizaç, sex ve enerji kullanımı
gibi özellikleri ayarlar. Uzamış uyku yoksunluğu adrenal yetmezlik, kalp hastalıkları ve
tip II diyabet gibi sorunlara yol açabilir.

   Sonuç olarak, uyku zihinsel dinlenme ile beraber fiziksel dinlenmeyi de
sağlar. Bu nedenle fiziksel egzersiz, hastalık, hamilelik ve buna benzer durumlar
uyku ihtiyacını arttırmaktadır.






www.siteadresi.orgwww.siteadresi.orgwww.siteadresi.orgwww.siteadresi.org

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder