Neden Uyuruz?
Uykunun amaçları kabaca iki teori grubu ile açıklanabilir:
Restoratif
(yenileyici)
ve evrimsel (uyumcul) teoriler. Restoratif teoriler uykuda yenilenme ve
onarım
süreçleri olduğunu ileri sürer. Genel olarak NREM uykusunun bedeni, REM
uykusunun
zihni yenilediği kabul edilir. NREM uykusu boyunca Growth hormon,
günlük
belleğin uzun dönemli kalıcı belleğe dönüştürülmesi) için ve özellikle
prosedural
belleğin sağlıklı çalışması için REM uykusuna ihtiyaç vardır. Ayrıca bir
görev
için aktive olan beyin bölgeleri REM uykusunda da aktive olur. Yani REM
uykusu
yeni edinimlerle kazanılmış noronal bağlantıların sabitleştirilmesine aracı
olmaktadır. Restoratif teorinin zayıflıkları arasında uyku
ihtiyacımızın gün içerisinde
çok
aktif veya edilgen olmamız ile doğru ilişkili olmaması ve her zaman uykuya
ihtiyacımız
olması ile özetlenebilir. Evrimsel teoriler uykunun zaman içerisinde
edinilmiş
canlı kalmayı sağlayan uyumsal süreçler olduğunu, tehlikeli durum ya da
türlerle
karşılaşmayı önlediğini ileri sürer. Ayrıca uyku enerji tasarrufu
sağlamaktadır.
Bu teoriler birbirleriyle çatıştığı gibi birbirlerine destek olmakla
beraber
henüz açıklayamadıkları çoktur. 1938 tarihinde 33 gün boyunca Kentucky’da
bir
mağarada gerçekleştirilen, ABD bilim adamları Kleitman ve Richard son’un 24
saatlik
uyku ve uyanıklık devrinin ışık ve sıcaklıktaki değişimler tarafından etkilenip
etkilenmediğinin
araştırmasında Richard son vücudunu 28 saatlik (9 saat uyku 19
saat
uyanıklık) ritme uyarlayabilmiştir. Total uyku derivasyonu (yoksunluğu) ya
da dönemsel uyku derivasyonu çalışmaları önemli bilgiler sunmuştur.
Bu çalışmaların
sonunda beynin ve vücudun uykuya ihtiyacı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bir
gecelik total uyku yoksunluğu sonrası gündüzleri mikro uyku denilen 1–2
saniyelik uyku ya da benzeri değişmiş bilinçlilik durumu epizotları görülür ki
bu durumun tarih boyunca önemli kazalara yol açtığı ifade edilmiştir. 1963
yılında fareler üzerindeki bir deneyde yaklaşık 2 haftalık total uyku
yoksunluğundan sonra bir hiper metabolizma tablosu ile hayvanlar
olmuştur.
Ancak
insanlarda bu durum bildirilmemiştir. 1959 yılında bir
Amerikalı
DJ 201 saatlik uykusuzluk sürdürmüş, ancak bunu çeşitli uyarıcılar
kullanarak
başarmıştır. Daha sonra 17 yaşındaki Amerikalı bir genç 1963–64 yeni yılı
sırasında
264 saatlik (yaklaşık 11 gün) uykusuzluk ile rekor kırmıştır, ancak önceki
kişi
gibi herhangi bir ilaç kullanmadan bunu yapmıştır. Sonuçta her iki erkek de
hırçınlıklar
ve varsalılar yaşantılanmıştır. Daha sonraları tıbbi deneyler sırasında
ciddi
olarak monitorize edilen hastalarda 10 günlük uykusuzluklar izlenmiş ve
herhangi
bir ciddi tıbbi sorun gözlenmemiştirler. 1–2 günlük uyku sonrası deneklerin
fizyolojik
işlevleri olağan şekline donmuştur. Bundan başka manik hastalar,
işkenceye
maruz kalanlar ya da cephede savaşan askerler gibi kişilerde yaklaşık 4
günlük
sorunsuz uykusuzluk bildirilmiştir.
Çok
nadir olarak görülen Mervan Sendromu diye bilinen bir klinik durumda kas
seğirmeleri, ağrı, aşırı terleme, kilo kaybı, periyodik hallusinasyonlar ve
şiddetli uyku kaybı gözlenir (agrypnia). Fransa da 27 yaşındaki bir erkekte bu
sendrom bulunmuştur; hastanın aylardır
uyumadığı,
bu surede kendisini uykulu veya yorgun hissetmediği, herhangi bir
mizaç,
bellek ya da anksiyete belirtisi göstermediği ancak hemen hemen her gece 9–
11
arasında 20–60 dk lık çok canlı işitsel, görsel, koku ve soma statik (dokunma
şeklinde)
hallusinatuar yaşantısı olduğu gibi parmak ve topuklarında çok şiddetli
ağrı
ve vazokonstriksiyon olduğu görülmüştür. Bu tablonun sinir hücre ve
membranlarına
özgü potasyum (K+) kanallarına karşı oluşan antikorlarla oluştuğu
düşünülmüştür.
Bundan başka nadir bir rahatsızlık “Fatal Familial Insomnia”dır (FFI).
Bu
otosomal dominant bir rahatsızlıktır.
Yaklaşık 6–30 aylık bir uykusuzluk sonrası hasta
olur. FFI büyük olasılıkla yanlış sınıflanmış bir rahatsızlıktır, uyku yoksunluğundan
ziyade çoğul organ hasarının ardından kişi olur. Patolojik süreç talamus ve diğer
beyin bölgelerinde yoğun atrofi, artmış sempatik aktivite,
hipertansiyon,
ateş, tremor, stupor, kilo kaybı ve endokrin regülasyon kaybıdır.
Muhtemelen
infeksiyoz beyin prion hastalıkları ile ilişki gibi görünmektedir. Uyku
surecindeki
bozulmalar normal kişilerin ertesi günkü tüm zihinsel ve motor
aktivitelerini
olumsuz etkiler. Yaklaşık 16–17 saatlik uyanıklığın ardından kişinin
zihinsel
ve motor aktivitelerinin neredeyse 0.5 promil alkollü kişilere benzediği
gözlenmiştir.
Reaksiyon zamanı uzar, algı sorunları olur, karmaşık motor beceriler bozulur.
Bozulmuş
motor ve zihinsel becerilere ilaveten yüksek stres anksiyete, depresyon ve
gereksiz
risk alma bildirilmiştir.
REM uykusu baskılanan ancak NREM uykusuna izin
verilen deney hayvanlarında yara iyileşmesi gecikmektedir. NREM döneminin evre
3 ve 4. de Growth hormon salgılanmasında artış olmaktadır. Growth hormon salgısındaki
artışla protein sentezi artmakta, metabolizma yavaşlamakta, kardiyovaskuler sistem
ve solunum sistemindeki fizyolojik aktivitelerde genel olarak azalma dikkati çekmektedir.
Tüm bu değişmeler bedensel dinlenmeye, yenilenmeye
hizmet
etmektedir. Derin uykunun yeterince uyunmadığı ya da deneysel olarak
ortadan
kaldırıldığı durumlarda ise insanlar dinleneme diklerinden, sabah yorgun
kalktıklarından,
yeni bir günün yükünü taşıyacak durumda olmadıklarından
yakınmaktadırlar.
Uyku
yoksunluğunun ağır olduğu olgularda herniler, kas fasia
yırtıkları
gibi fiziksel eylemlerle ilişkili sorunlar daha sık bildirilmiştir. Obezite ve
uyku
deprivasyonu arasında ilişki olduğunu ileriye suren araştırmacılar da vardır.
Uyku
yoksunluğu growth hormonu baskılarken HPA aktivitesini arttırır. HPA genel
olarak
strese yanıt olarak beslenme, immun sistem, mizaç, sex ve enerji kullanımı
gibi özellikleri
ayarlar. Uzamış uyku yoksunluğu adrenal yetmezlik, kalp hastalıkları ve
tip
II diyabet gibi sorunlara yol açabilir.
Sonuç olarak, uyku zihinsel dinlenme ile
beraber fiziksel dinlenmeyi de
sağlar.
Bu nedenle fiziksel egzersiz, hastalık, hamilelik ve buna benzer durumlar
uyku
ihtiyacını arttırmaktadır.

.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder